Seçimlerin ardından Türkiye “yeni bir anayasanın” hazırlanması tartışmalarının içine girdi. Ne var ki, AKP'nin kapalı kapılar ardında hazırlıklarını sürdürdüğü anayasa, tüm yenilikçi iddialarına rağmen, eskinin devamından ibarettir. Yeni Anayasa da, AKP’nin tüm diğer uygulamaları gibi, toplumun bütününün ihtiyaç ve beklentilerine göre değil, belli kesimlerin ihtiyaçlarına göre şekillenmektedir.
Anayasalar, bir ülkenin toplumsal yaşamını belirleyen temel belgedir. Bu bakımdan anayasaya dair yürütülen tüm tartışmalar aslında nasıl bir ülkede yasamak istediğimize dair tartışmalardır.
12 Eylül Darbesi’nin urunu olan 1982 Anayasası, yıllardır yaşamımızın her alanını baskı altında tutarak, darbenin izlerini tüm canlılığıyla yaşatmaya devam etmektedir. Bu deli gömleğini yırtmak, ülkemizdeki tüm kesimlerin sorumluluğundadır. Ne var ki, AKP’nin gizli kapılar arkasında hazırlıklarını yaptığı “Yeni Anayasa”, 1982 Anayasasından kopuşu sağlayacak nitelikte değildir. AKP’nin Anayasa’sı, 12 Eylül’ün yarattığı toplumsal tahribatı gidermek, antidemokratik ve baskıcı karakterden sıyrılmak yerine, onun neo-liberal ve muhafazakâr yönünü pekiştirmeyi amaçlamaktadır.
Özelleştirme uygulamalarını anayasal bir statüye getiren, piyasanın geliştirilmesi için devlete görevler biçen bu Anayasa Tasarısı, emekçileri yok saymaya devam etmektedir. Toplumun tüm kesimlerinin ülke imkânlarından yararlanmasını sağlayacak sosyal politikaları içermeyen, çalışma yaşamının demokratikleşmesini sağlamayan, insan hakları, demokratikleşme ve laiklik konularında ülkedeki tüm kesimlerin taleplerini ve beklentilerini kapsamayan, Kurt Sorunu etrafında yaşanan gerginliğin demokratik yollarla asılmasını öngörmeyen bir anayasa 12 Eylül karanlığını yırtmamızı sağlayamayacaktır.
Yarınlarımızı bir kabus olmaktan çıkartıp, geleceğe umutla bakabilmek için özgürlükleri, demokrasiyi ve eşitliği esas alan bir yaklaşımı benimsemek gerekmektedir. Bunun için de eğitim, sağlık, sosyal güvenlik, barınma gibi en temel sosyal haklarımız kamu güvencesi altına alınmalıdır.
Yarınlarımızı bir kabus olmaktan çıkartıp, geleceğe umutla bakabilmek için özgürlükleri, demokrasiyi ve eşitliği esas alan bir yaklaşımı benimsemek gerekmektedir. Bunun için de eğitim, sağlık, sosyal güvenlik, barınma gibi en temel sosyal haklarımız kamu güvencesi altına alınmalıdır.
Tüm emekçi kesimlere örgütlenme özgürlüğü garanti altına alınarak, sendikaların grev ve toplu sözleşme hakkinin önündeki engeller kaldırılarak, kamu emekçilerinin siyaset yapmalarının önündeki yasaklar kaldırılarak çalışma yasamı demokratikleştirilmelidir.
Laikliğin, çağdaş bir toplumsal düzenin vazgeçilmez bir unsuru olduğu herkes tarafından kabul edilmelidir. Toplumsal yaşamın hiçbir alanında dinsel referanslı baskının yaşanmaması için kamu iradesi gereken önlemleri almalıdır.
Laikliğin, çağdaş bir toplumsal düzenin vazgeçilmez bir unsuru olduğu herkes tarafından kabul edilmelidir. Toplumsal yaşamın hiçbir alanında dinsel referanslı baskının yaşanmaması için kamu iradesi gereken önlemleri almalıdır.
Ülkemizdeki bütün kültür, kimlik, din ve inançların kendilerini özgürce ifade edebilmeleri sağlanmalıdır. Farklı kültür, kimlik, inançların birisini diğerinin önüne geçirmeden, hiçbirini ötekileştirmeden bir arada yaşamı sağlayacak düzenlemeler yapılarak herkesin eşit bicimde özgürce yasaması kamunun güvencesi ve koruması altına alınmalıdır.
Ülkemizdeki bütün kültür, kimlik, din ve inançların kendilerini özgürce ifade edebilmeleri sağlanmalıdır. Farklı kültür, kimlik, inançların birisini diğerinin önüne geçirmeden, hiçbirini ötekileştirmeden bir arada yaşamı sağlayacak düzenlemeler yapılarak herkesin eşit bicimde özgürce yasaması kamunun güvencesi ve koruması altına alınmalıdır.
5 yıllık iktidarı döneminde anlaşıldı ki, AKP’nin dilinden düşürmediği yenilik anlayışı, mevcut neo-liberal politikaları yeni yasal düzenlemelerle kurumsallaştırmaktan ibarettir. AKP, hazırlığında olduğu anayasayla dikensiz bir gül bahçesi yaratmaya çalışmaktadır. Bu anayasayı, kamusal alandaki çeşitli yasal düzenlemelerle desteklemek istemektedir.
5 yıllık iktidarı döneminde anlaşıldı ki, AKP’nin dilinden düşürmediği yenilik anlayışı, mevcut neo-liberal politikaları yeni yasal düzenlemelerle kurumsallaştırmaktan ibarettir. AKP, hazırlığında olduğu anayasayla dikensiz bir gül bahçesi yaratmaya çalışmaktadır. Bu anayasayı, kamusal alandaki çeşitli yasal düzenlemelerle desteklemek istemektedir.
Sağlık ve sosyal güvenlik alanında başlatılan piyasaya açılma surecini taçlandıracak olan SSGSS yasası, AKP’nin en öncelikli politikalarından biri durumundadır. Ülkemizdeki tüm sosyal politikaların coşkusu anlamına gelen bu yasayı, Kamu Personel Rejimi yasası izlemektedir.
Sağlık ve sosyal güvenlik alanında başlatılan piyasaya açılma surecini taçlandıracak olan SSGSS yasası, AKP’nin en öncelikli politikalarından biri durumundadır. Ülkemizdeki tüm sosyal politikaların coşkusu anlamına gelen bu yasayı, Kamu Personel Rejimi yasası izlemektedir.
Bizler özgürlüklerden ve demokrasiden yana emek ve meslek örgütleri olarak, geleceğimizin gasp edilmesine seyirci kalmayacağız. Ne anayasa ne de kamusal alanı düzenlemeye yönelik diğer yasalar emekçilere rağmen hazırlanabilir. Ülkenin geleceğini ilgilendiren yasal düzenlemeler tek bir partinin inisiyatifinde kapalı kapılar arkasında yürütülerek ve meclis çatısı altına hapsedilerek sonuçlandırılamaz.
Bizler özgürlüklerden ve demokrasiden yana emek ve meslek örgütleri olarak, geleceğimizin gasp edilmesine seyirci kalmayacağız. Ne anayasa ne de kamusal alanı düzenlemeye yönelik diğer yasalar emekçilere rağmen hazırlanabilir. Ülkenin geleceğini ilgilendiren yasal düzenlemeler tek bir partinin inisiyatifinde kapalı kapılar arkasında yürütülerek ve meclis çatısı altına hapsedilerek sonuçlandırılamaz.
Bizler bu süreçte emekten ve demokrasiden yana tüm örgütlerle birlikte güçlerimizi seferber ederek, geleceğimize sahip çıkacağız. Neo-liberal, özelleştirmeci, piyasacı, gerici ve baskıcı tüm düzenlemelere karşı Özgür, Demokratik ve Eşitlikçi bir Türkiye İçin 3 Kasım’da Ankara’dayız!
Bizler bu süreçte emekten ve demokrasiden yana tüm örgütlerle birlikte güçlerimizi seferber ederek, geleceğimize sahip çıkacağız. Neo-liberal, özelleştirmeci, piyasacı, gerici ve baskıcı tüm düzenlemelere karşı Özgür, Demokratik ve Eşitlikçi bir Türkiye İçin 3 Kasım’da Ankara’dayız!
KESK Kamu Emekcileri Sendikalari Konfederasyonu
KESK Kamu Emekcileri Sendikalari Konfederasyonu
TMMOB Turk Muhendis ve Mimar Odalari Birligi
TTB Turk Tabipleri Birligi
www.tmmob.org.tr