Giriş | Kayıt Ol
Kullanıcı Adı :

Şifre :


GİT
 

  Ara Arşiv

Etkinlik Ajandası

<- Kasım 2014 ->
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30

Anket


 
Ana Sayfa > > Tanıtım
İnsan Hakları Derneği

SİVİL TOPLUM DERGİSİ
YIL: 3 SAYI: 13 - 14 / OCAK - HAZİRAN - 2006

Adres: Çukurlu Çeşme Sokak, Bayman Apt. No 10/1, Taksim - İstanbul
Tel: 0212 251 9646
Faks: 0212 251 4155
Web: www.ihdist.org 
E-posta: ihdist@superonline.com

 
 
Bu yazı 19196 defa okunmuştur.

İnsan Hakları Derneği, 98 insan hakları savunucusu tarafından 17 Temmuz 1986 tarihinde kuruldu. Kurucular, derneğin kuruluş amacını Tüzük'te; "Derneğin tek ve belirli amacı, 'insan hak ve özgürlükleri' konusunda çalışmalar yapmaktır." şeklinde açıkladılar.

Yaklaşık bir yıl süren, tutuklu ve hükümlü yakınlarının başlattığı tartışma süreci 17 Temmuz 1986 tarihinde noktalandı. Yazarlar, gazeteciler, doktorlar, avukatlar, mimar ve mühendisler ve tutuklu ve hükümlü yakınlarından oluşan 98 kişi İnsan Hakları Derneği'nin kuruluşuna imza attılar. Pek çok aydın Dernekler Yasası'nın getirdiği engel nedeniyle kurucu olamadı.

Türkiye’de İnsan Hakları

Türkiye'nin otoriter sisteminin bir temel özelliği nedeniyle sürekli darbe koşullarını yaşıyor olması ve militarizmin tayin edici güç olması, sivil demokratik yaşama geçişe ve sivil iradenin üstünlüğüne engel olmaktadır. Türkiye'de haklar ve özgürlüklerin, militarizmin izin verdiği ölçüde tanındığı ve kullanılabildiği bir olgudur. Bu olgu var olduğu sürece de Türkiye’de gerçek anlamda bir demokrasinin ve insan hakları alanında daha geniş özgürlüklerin olması mümkün değildir. Avrupa Birliği’ne uyum adı altında gerçekleşen yasal düzenlemeleri desteklemekle birlikte yeterli bulmamaktayız. Yapılan yasal değişiklerle idam cezasının kaldırılması, işkenceye ilişkin etkin soruşturma kanallarının açılması elbette desteklenecek gelişmelerdir. Ancak, yasal düzenlemelerle uygulamaların farklı olduğu Türkiye’de insan hakları ihlâllerinin ortadan kaldırılmasını sağlayacak bir sistemin var olduğunu söylemek mümkün değildir. Son dönemde yaşanlar da sivil yaşam üzerindeki militarist gölgenin ne kadar ağır olduğunu bizlere göstermiştir. Nitekim Silopi’de yaşananlar, Orhan Pamuk ve diğer düşünce suçluları hakkında açılan davalar bu haklı kaygımızı desteklemektedir. Yeni TCK’nin 216. ve 301. maddelerinin uygulanmasındaki sıkıntı ve şikâyetler devam ederken, bunlara 288. madde de eklendi. Gerek anayasa ve gerekse yasa hükümleri çağdaş çoğulcu bir demokrasinin gerekleri doğrultusunda, kişi hak ve özgürlükleri lehine yorumlanıp, uygulanmak yerine; baskıcı ve özgürlükleri sınırlayıcı bir yaklaşımla davalar açılıyor, mahkûmiyetler veriliyor. Anayasa’nın 90. maddesinde yapılan değişiklikle, başta yargı olmak üzere tüm organlar için öncelikle uygulanması gereken birer iç hukuk düzenlemesi niteliğinde olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, BM Kişisel ve Siyasal Haklar Sözleşmesi, BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi gibi taraf olduğumuz uluslararası sözleşmeler yok sayılıyor.

TCK 301. maddeden 3 mahkûmiyet kararı verildi. Aziz Özer bir dergide çıkan yazıları nedeniyle iki kez, Zülküf Kışanak ise yazdığı bir kitap nedeniyle cezalandırıldılar.

Hak ve özgürlüklerin genişletilmesi konusunda en iddialı hükümetin başında bulunan ve sık sık kendisinin de bir ifade özgürlüğü mağduru olduğunu söyleyen Başbakan, katıldığı bir televizyon programında, Türkiye’de yargının işleyişi ile ilgili görüş ve düşünce açıklayan herkesi anayasa suçu işlemekle suçluyor ve haklarında işlem yapılması gerektiğini söyleyerek ifade özgürlüğüne bakışındaki tek yanlılığı ortaya koyuyor.

Yargı bağımsızlığının en çok tartışıldığı bir dönemde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Başbakan’ın televizyondaki sözlerinin hemen sonrasında, aralarında TÜSİAD Başkanı, CHP Genel Başkanı ve YÖK Başkanının da bulunduğu birçok kişi hakkında TCK 277 ve 288. madde kapsamında inceleme başlatıyor.

Hakkâri’de bir general öğrencilerin yerel giysilerle folklor gösterisi yapmasına tahammül edemeyerek, ilgililer hakkında soruşturma açılmasını talep ediyor. Böylece hem yerel halkın kültürünü ve giyimini aşağılamış oluyor ve hem de idare ve yargı mercilerine dolaylı talimat vermiş oluyor.

Ana muhalefet partisi CHP, demokratik ve çoğulcu katılımı engelleyen %10 seçim barajına, “etnik temelde bir siyasî yapılanmayı başlatacağı”(Radikal Gazetesi, 22.12.2005) gerekçesi ile karşı çıkıyor. Bahsedilen bu örnekleri daha da çoğaltmak mümkündür. İHD olarak hak ve özgürlüklerin gelişmesinin ancak sivil bir demokrasi ile mümkün olacağına inanıyoruz.

İnsan Hakları ve STK’lar

Türkiye’de insan haklarının önünde en büyük engel militarizmdir. Türkiye’de militarizmin gölgesi sivil siyaset üzerinden kalkmadığı sürece sorunlar hep var olacak, insan hak ve özgürlüklerin önüne sürekli olarak engeller çıkarılacaktır. 83 yıllık Cumhuriyet döneminde sürekli askerî darbe ve müdahalelere maruz kalan Türkiye’de sivil siyasetin kendisine olan öz güveni yıkılmış, insanlar apolitize edilmiştir. Haklarını koruyamayan ve talep etmeyen bir insan topluluğu oluşturuldu. Çünkü ordu, mevcut gücünü hiçbir zaman kaybetmek istemedi ve sürekli olarak siviller üzerine baskı kurdu. Bu baskıların sonucudur ki, yapılan tüm değişiklikler öncelikle askerlerin onayı alınarak yapılmaktadır. Artık herkes şunu açıkça ve cesurca dile getirmelidir. Türkiye’nin öncelikli ihtiyacı sivilleşme ve demokrasidir. Ancak bu koşullarda insan hak ve özgürlüklerin genişlemesi mümkündür. STK’lara bu noktada toplumun sivilleştirilmesi için büyük sorumluluklar düşmektedir. Yalnızca eksikleri ifade ederek değil, sivil çözümler ve projelerle topluma gidilmeli ve toplumun STK’lar aracılığıyla örgütlenmesine çaba gösterilmelidir.

İnsan Hakları Derneği'nin Misyonu-Vizyonu-Değerleri

İnsan Hakları Derneği, insan haklarının evrenselliği ve bölünmezliği tezlerini savunmaktadır. İHD, hükümet dışı, gönüllü bir insan hakları kuruluşudur. Herhangi bir parti veya siyasal eğilimin aygıtı değildir. Bağımsız bir örgüttür. İHD, ezilen birey, halk/ulus, cinsiyet, sınıftan yana taraftır. Bu saptama insan haklarının tarih içinde geçirdiği evrime dayalı olarak yapılmaktadır. Her koşulda ve dünyanın her yerinde ölüm cezasına karşıdır. Her yerde ve her koşulda, kime yapılırsa yapılsın işkenceye karşı çıkar. Herkes için, her yer ve koşulda adil yargılanma ve savunma hakkını savunur. Ulusların Kendi Kaderlerini Tayin Hakkını tüm boyutlarıyla ödünsüz bir şekilde insan hakkı olarak savunur. İnsancıl Hukukun belgelerine de dayanmakta; koşulların oluştuğu yerlerde Cenevre Sözleşmeleri'nin uygulanmasını ve onun en önemli maddelerinden olan ortak 3. maddeye tüm savaşanların uymasını istemektedir. İfade özgürlüğünü koşulsuz ve sınırsız olarak savunur. İnanç özgürlüğünü de aynı şekilde dokunulmaz bir hak olarak görür. Koşulsuz ve sınırsız bir şekilde savunur.

Kurumsal Yapı

İHD, 34 şubesi bulunan, yaklaşık 17 bin üyeli hükümet dışı bir insan hakları örgütüdür. İki yılda bir yapılan Genel Kurulu'nda Genel Merkez Yöneticileri seçilir. Genel Yönetim Kurulu üyeleri 24 kişiden oluşur. Merkez Yürütme Kurulu 11 kişidir. Genel Yönetim Kurulu, Merkez Yürütme Kurulu üyeleri arasından Genel Başkan, üç Genel Başkan Yardımcısı, Genel Sekreter, iki Genel Sekreter Yardımcısı ve Genel Saymanı seçer. Genel Yönetim Kurulu ayrıca coğrafî bölgelere göre; Karadeniz, Marmara, Ege, Orta Anadolu, Doğu ve Güneydoğu, Akdeniz Bölge Temsilcilerini seçer. Genel Yönetim Kurulu kendi içinde, Dış İlişkiler, Basın Yayın, Genel Merkez Şube İlişkileri, Proje, Demokratik Kitle Örgütleriyle İlişkiler birimlerini oluşturmuştur.

Genel Merkez ve Şubelerde, Kürt Sorunu, Azınlıklar, Kadın, Çocuk, Çevre, Çalışma Yaşamı, Cezaevleri, Gözaltı ve İşkence, Göç, Mülteciler gibi birimler/komite-komisyonlar, sürekli veya geçici olarak kurulmakta ve çalışmalar yürütmektedir. İHD, 2000 yılında kendisine bağlı bir iktisadî işletme kurmuştur. Bülten ve kitaplarını iktisadî işletme basmakta ve dağıtmaktadır. İHD, 2000 yılında İnsan Hakları Araştırma Merkezi kurmuştur. Merkez teorik çalışmalar yapmaktadır.

İHD İstanbul Şubesi bünyesinde 2002 yılında İnsan Hakları Kütüphanesi kurulmuştur. Kütüphanede insan hakları ile ilgili gerek dijital gerekse basılı kaynaklara ücretsiz ve üyelik zorunluluğu olmadan ulaşmak mümkün.

İş birliği Yapılan Kuruluşlar

İHD, insan hakları ile ilgili çalışan tüm ulusal ve uluslararası kuruluşlar ve kişilerle iş birliği yapmaktadır. Hâlen uluslararası İnsan Hakları Dernekleri Federasyonu, Akdeniz İnsan Hakları Derneklerinin üyesidir. Uluslararası Af Örgütü, İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi uluslararası kuruluşlar bunlardan birkaç örnektir.  

Gerçekleştirilen Projeler

İHD, avukatlar için 1994 "Hukukçuların Bireysel Başvuru Hakkı Açısından Eğitimi", öğretmenler için 1995–1996 "Eğiticilerin Eğitimi", 1999–2000 "İnsan Hakları Aktivistlerinin Eğitimi", 2001–2002 "Mülteci Hakları" projelerini uyguladı. İnsan Hakları Kütüphanesi tamamlandı. Kültürler arası diyalog başlıklı proje İstanbul Şubesi tarafından hâlen yürütülmektedir. İşkenceye Sessiz Kalma projemiz de devam etmektedir.

Yayınlar

İHD, insan hakları ihlâllerinin önlenmesi için etkin aktivitenin yanı sıra insan hakları kültürünün yangınlaşması için de çalışma yürütmektedir. Bu amaçla, merkezî olarak aylık İnsan Hakları Bülteni yayınlamaktadır. Aylık yayının yanı sıra, kimi özel durumlarla ilgili olarak (örneğin kayıplar) özel sayılar, bildiriler yayınlamaktadır. İnsan Hakları Derneği’nin bugüne kadar çıkardığı kitaplardan bazıları şunlardır: Avrupa İnsan Hakları Komisyonu Kararları 1–2–3 (Semih Gemalmaz),  Ölüm Cezası Bir İnsanlık Suçu (Kamil Ateşoğulları), Temel Belgelerde İnsan Hakları 1-2 (Semih Gemalmaz).


Ana Sayfa  |  S.S.S  |  Site Haritası  |  Kullanım Şartları  |  İletişim
Copyright © Edam, 2006. Tüm Hakları Saklıdır.