Giriş | Kayıt Ol
Kullanıcı Adı :

Şifre :


GİT

Arama :
  Ara Arşiv

Etkinlik Ajandası

<- Temmuz 2010 ->
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31

Anket


Sponsorlarımız
Sivil Toplum Dergisi
Prodem
Edam
 
Ana Sayfa > > 3. Sayı
Eski Balat'ın İzinde
Fethi A. Ağcan
SİVİL TOPLUM DERGİSİ
YIL : 1 SAYI : 3 / TEMMUZ - EYLÜL 2003
 
 
Bu yazı 5444 defa okunmuştur.

Bu çalışmada, Balat’ın tarihi niteliklerinden yola çıkılarak, geçirdiği değişim ve bu değişimin sonucunda oluşan yeni yapı üzerinde durulacaktır. Oluşan yeni yapının özellikleri ve yerleşik ailelerin sosyal ve ekonomik durumları çerçevesinde nasıl bir dönüşümün yaşandığı ele alınacaktır. Bu bağlamda, eskiden olduğu gibi kültürel, sosyal ve ekonomik bakımdan yüksek düzeyin yakalanması için yapılan çalışmalar, bu çalışmalarda etkili olan sivil toplum örgütleri, bunların temel çıkış noktaları bakımından eskiye dönüşün ve bir bilinçlenmenin olup olamayacağının izleri aranacaktır. Bu doğrultuda, tarihi Balat-şu anki Balat-gelecekteki Balat vizyonu çerçevesinde bir Balat çözümlemesi çeşitli çıkar grupları, sivil toplum örgütleri ve gönüllülerin bakış açısı tahlil edilecektir.

Balat, sadece tarihi bir semt ve tarihsel dokunun devam ede geldiği bir mekan olduğu için  meşhur değildir. Daha çok Osmanlı’da toplumsal sisteminde ve Cumhuriyet Türkiye’sinin 1950’li yıllarına kadar, çok dinli, kültürlü ve dilli bir yapı olmak dolayısıyla  dikkatleri çekmektedir. Bu bağlamda, bir süre ulus-devlet merkezli dünyaya meydan okumaya çalışmış, bunu bir süre başarmış ancak, şu an bu mücadeleden yenik düşmüş bir semboldür. Bu bakımdan, Balat’ın geçmişi ile bugününü farklılaştıran şey insanlık tarihinin son yüzyılına damgasını vuran uluslaşma süreci ile ilintilidir. Zira geçmişte, yani çok etnikli, dilli ve dinli yapılar içinde yaşayabilen bir Balat, ulus devletlerin belirmesiyle böyle bir yapıyı taşıyamaz olmuştur.  Bu birinci etken/değişim dış faktör iken, ikinci faktör ise tamamiyle Türkiye’ye özgüdür. O da, Balat’ta yaşayan Ermeni, Musevi ve Rumlar, evlerini terk eder etmez, buraların, Anadolu’nun değişik yerlerinden göç edenlerce işgal edilmesidir. Dolayısıyla bu gün Balat’ın durumu aslında göç, kentleşme ve varoşların oluşması ile de ilintilidir. Bu bağlamda mevcut Balat, tamamiyle Türkiye’de yaşanan kentleşme olgusuyla temsil edilen bir değişimin ürünüdür. Bununla birlikte tarihten tevarüs edilen güçle Balat’ta; tarihi eserler, anılar ve orijinal doku ayakta kalmaya çalışmakta. Bu mücadele, kendini eski Balat’ı yeniden canlandırma projeleri ile göstermekte, UNESCO, AB gibi uluslararası aktörlerden de destek almaktadır. Aynı şekilde, Balat’ın tekrar diriltilmesi için eski Balat’ın güzel yaşamını görmüş insanların gayretleri var. Bu da dernekleşme ve çeşitli aktivitelerde tecessüm eden sivil toplum ruhunun tezahürü olarak karşımıza çıkmaktadır.

Makaleye ilk olarak, eski Balat tasvir edilerek başlanacaktır. Burada oluşturulacak çerçeve, mevcut Balat’a giden süreçteki değişimleri yakalamayı sağlayacaktır. İkinci bölümde şu anki Balat sosyal, ekonomik, demografik yapısıyla ele alınacaktır. Burada, Balat’ın nasıl bir değişim yaşadığı irdelenecek, şu anki Balat’ın esasında bir sistem değişikliği ve doğrudan modernleşme etkisinde oluşan melez yapısı gösterilecektir. Bu süreçte mevcut yapıyı değiştirmek, Balat’a eskiyi yeniyle birleştirerek farklı bir görünüm kazandırmak için girişimler ele alınacak, bunların projeleri ve amaçlarına göz atılacaktır. Bu çerçevede kurulan dernek ve klüplerin işleyiş tarzı ve bakış açılarına değinilecektir. Buradan doğan imkanlarla birlikte bu girişimlerin zayıf noktaları da ortaya konacaktır. Sonuç olarak, bu girişimlerin, Balat’ta yapabileceği değişimler ilk iki bölümde oluşturulan çerçeve içinde ele alınarak genel çıkarım sunulacaktır.

Tarihi Balat

İstanbul’un en eski semtlerinden biri olan Balat, Haliç’in Güney kıyılarında Fener ve Ayvansaray arasında yer alır. Coğrafi konumu, tarihsel özellikleri, demografik yapısı itibariyle Tarihi Yarımada içinde önemli bir yeri olan Balat’ın, Bizans’tan günümüze sahip olduğu kozmopolit kültürü dikkat çekicidir (www.bigglook.com/biggistanbul/semtler/eyüp/balat). Balat, Fatih Belediyesi sınırlarında kalan, Osmanlının en kalabalık ve eski yerleşim birimlerinden biridir. Balat’ın yokuş aşağı dar yolları, cumbalı iki ve üç katlı evlerle süslüdür. Ama Balat’ı, Balat yapan aslında çok kimlikli yapısıdır. Zaten bu kadar ünlü olmasının sebebi, İsrail’e Amerika’ya, Yunanistan’a ve Avrupa’nın değişik yerlerine göçmesine rağmen bu semti unutamayanların  varlığıdır. Bunların dile getirdiği ortak kanaat ise Balat’ın bu çok kültürlü yapısının orijinalliği ve güzelliğidir.

Balat’ta doğup büyüyen, Yahudi asıllı Eli Şaul “Balat’tan Batyam’a” adını verdiği anılarında, eski İstanbul’un en zengin yerleşim ve kültür merkezlerinden biri olarak bilinen Balat’tan şöyle bahseder: “ 1900-1950 senelerinde küçük bir Yahudi şehrine benzerdi Balat. Sıcak yaz akşamlarında Balat halkı, Türk’ü, Yahudi’si, Rum’u Ermeni’si hep Fener’e dökülürlerdi. Fener’e Balat’tan on dakikalık bir yürüyüşle gidilebilirdi. Sık sık yangınların olduğu Balat’ın bütün tulumbacıları Yahudiydi. Yahudiler ahalinin çoğunluğunu teşkil ederdi. On kadar sinagogları, yüzden fazla hahamları vardı. Doktorlar ve dişçiler hep Yahudiydi. Leblebiciler sokağında üç leblebici dışındaki diğer dükkanlar  Yahudilere  aitti.   Balat  ikiye  ayrılırdı.  “Ariento Balat” (iç Balat) ve “Afuera Balat” (dış Balat). Balat’tan Edirnekapı’ya doğru gittikçe, Türk aileleri görülebilirdi. Rumlar Balat’tan Fener’e doğru ana cadde ve iç sokaklarda yaşarlardı. Birkaç Rum ailesi Ayistrati kilisesi etrafında birkaçı da iç Balat’ta Yahudiler arasına yerleşmişti. Ermeni ahalisi ise iki Ermeni kilisesinin etrafında yaşardı. Acemlerin Balat’ta bazı aktar dükkanları vardı.  Bulgar aileleri sütçülükle uğraşır, enfes kaymak yaparlardı. Balat’ta birkaç Arnavut ailesi de yaşardı. Sokak sokak dolaşıp sebze satarlardı. At ya da katır üzerine yerleştirdikleri küfelerde taşıdıkları sebzeleri, şarkı söyleyerek, bağırarak methederlerdi. Arnavutlar, kış sabahları sıcak salep ve aşure de satarlardı” (www.deltur.cec.eu.int/güncel/ghaber4-11.html).        

Nitekim bu yapıyı betimleyen şu cümleleri takip etmek, o dönemin günlük yaşamından yola çıkarak varolan düşünce dünyalarını yakalamayı sağlayabilir. “Perşembe, çan sesleri uyandırır halkı, Cuma ezan sesi hareketlendirir, Cumartesi sinagogun kalabalığı ile adeta etnik bir merdivendir Balat; ilk basamağında sinagogları ile Musevileri vardır, ikinci basamakta ise Rumlar, üçüncü basamağı Perşembe tesadüfen kilisede rastlayabileceğiniz Ermeniler işgal eder, bir basamakta ise şu an Balat’ın büyük çoğunluğunu oluşturan Türkleri bulursunuz. Bir zamanların zengin Musevi ailelerinin semti olan Balat, engizisyondan kaçan İspanyol Yahudilerine kucağını açmıştır” (www.aksiyon.com.tr/2001/328/gezi/2.htm).

Bu çok dilli, dinli ve kültürlü yapı Osmanlıya özgü bir özelliktir. Osmanlı millet sistemi tüm Osmanlı topraklarında bu şekildeki örneklerin oluşmasını sağlamıştır. Dünya tarihinde Ulus devletleşme süreci, böyle çok kimlikli toplumsal yapıları ortadan kaldırmış ve tek ulusa veya bir ulusun çoğunluğuna bağlı toplumsal yapıları egemen kılmıştır. Dünya ölçeğindeki bu değişimden, Osmanlıda yerleşik bulunan Türkler de etkilenmiş ve modern Türkiye doğmuştur. Bu süreç bir ulus inşasıyla devam etmiş ve  Osmanlı toplumsal sisteminin izleri yavaş yavaş kaybolmuştur. Azınlıklar sorunu olarak beliren bu yapının uzantısı Türkiye için çok etkisiz olsa da günümüze kadar devam etmiştir. Uygulanan Türkleştirme politikaları Balat’ın yapısını etkilemiş, 1940’lardan sonra azınlıklar artık daha fazla dayanamayarak, dünyanın farklı yerlerine yönelmişlerdir. Sonuçta  Balat kendisini var eden özelliklerini yitirmiştir. Museviler, Ermeniler ve Rumlar, artık “huzurlu” ortamın kaybolduğunu söyleyerek kimisi kendi ulus devletlerine kimisi ABD ve Avrupa’ya gitmiştir. Böylece, bir semtin bir dönemi kapanırken, yeni sakinlerin oluşturduğu bir dönem başlamıştır. Türkiye’de köyden kente göç olgusu Balat’ı da fazlasıyla etkilemektedir. Bununla birlikte bu defa oluşan Balat sanki geçmişe inat herşeyiyle eski Balat’a zıt bir yapıda oluşmuştur. Kültürel, ekonomik gelişmişlik, yerleşim düzeni ve yaşayanların mutluluğu açısından tamamiyle eski Balat aranır hale gelmiştir.

Şu anki Balat: Gecekondulaşmış Semt

Tarihi  Balat semti, bugün eskisinden çok farklı bir görünümde; ekonomik yönden oldukça fakir, eğitim düzeyi düşük, tarihi doku ve çevrenin estetik görüntüsü ortadan kalkmış, azınlıklar teker teker ayrılmıştır. 1950’lerde İsrail devletinin kurulması, Rumların 1960 ve 1970’lerdeki göçleri, Balat ve Fener’in o renkli çehresini değiştirmiştir (www.deltur.cec.eu.int/güncel/ghaber4-11.html). 1950’lerde başlayan Türkiye’nin değişik yerlerinden İstanbul’a göçten Balat da fazlası ile nasibini almıştır. Hatta Balat, göç edenler için aranıp bulunamayacak bir yerdir. Çünkü göçle gelenlerin kalabilecekleri sahipsiz evler vardır. Azınlıkların terk ederek gittikleri yerlere, taşı toprağı altın denerek gelinen İstanbul’un yeni  sakinleri konacaktır. Bu, başka yerlerde gecekondu mahallerinin oluşması ile sonuçlanırken, Balat’ta eski evlere yerleşme ile ortaya çıkmıştır. Ancak bu durum daha sonra gecekondu bölgelerini aratan Balat’ın ortaya çıkmasına neden olmuştur. Çünkü yeni gelenler, bu evlerde yaşam standartlarını bilmeyen, toplumsal ilişkileri bu semtin düzenlemesine yabancı kişilerden oluşmaktadır.  

Farklı bir açıdan dikkatle incelendiğinde Balat’ın sivil toplumun gelişmiş olduğu yerlerin başında geldiği fark edilir. Çünkü her klüp, dernek ve hatta ayakta kalan eski kilise ve cami; toplumsal olayların tartışıldığı ve ortak tavırların alındığı mekanlar konumundadır. Ayrıca, Balat’ın eski konumuna ulaşması için kurulan dernekler de önemli sivil inisiyatifler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunlar, Fener Gönüllüleri  ile Balat derneğidir. Bu iki dernek Balat’ı her yönden ekonomik, sosyal, kültürel, çevresel açıdan daha iyi konuma getirmek için çalıştıklarını ifade etmektedirler. Bu gruplar, tarihsel dokuya tekrar hayat vererek, modern amaçlarla kullanmak istemektedirler. Mesela, yıkılacak bir camiyi tekrar ibadete açmışlar, caminin altına işyerleri ve bilgisayar merkezi yerleştirmişlerdir. Ayrıca etüt merkezi tahsis ederek, öğrencilere ve bayanlara çeşitli dersler vermektedirler. Ayrıca, şu an otopark olarak kullanılan, mülkü Ermeni cemaatına ait eski Mehtap Sinemasını canlandırmayı hedefliyorlar. Aynı şekilde bu iki dernek gerekli girişimleri yaparak, mülkü Surp Hraştagabet Ermeni Kilisesine ait olan ve bugün sabun fabrikası olarak kullanılan binayı ‘Ana Çocuk Sağlığı Merkezi’ olarak düzenlemek için çalışmaları sürdürmektedirler (www.istanbullife.org/balat.htm). Dolayısıyla, hemşehrilik dernekleriyle, tarihi Balat’ı yeniden oluşturmayı hedefleyen gönüllü dernekleriyle, kilise ve cami dernekleriyle, klüp ve kumarhaneleri ile yoğun bir toplumsallaşma ve kurumsallaşma vardır. Bu olumlu veya olumsuz, kanuni veya kanun dışı olsun Balat gibi diğer semt ve gecekondu bölgelerine göre daha küçük bir yerdeki sivil girişimlerin yoğunluğunu göstermektedir.

Özellikle, Balat’ı ihya için kurulan dernekler, yaptıkları faaliyetler ve girişimler neticesinde önemli atılımlar gerçekleştirmişlerdir. Tarihi bir çok eseri restore ederek, halkın kullanımına açmış, bunları toplumun yararını gözeterek düzenlemişlerdir. Balat, Fener Gönüllüleri ve Haliç çevresini koruma dernekleri şu an Balat’ta yaşayanları kucaklayarak, Balat’ın tarihi güzelliklerini tekrar gün yüzüne çıkarmayı hedeflemektedirler. Bu faaliyetlerin asıl amacı ise, yıkık, harap evlerde yaşayanların eski tarihi eserleri dönüştürerek, sosyal, kültürel ve ekonomik hayatlarında iyileştirmektir. Aynı zamanda tarihi Balat’ı yaşatmaya çalışan bu sivil toplum ruhu, resmi kurum veya kurumların yardımı olmaksızın bir anlayışın ve bu anlayıştan yola çıkılarak  ortak kültürel ve kurumsal yapının nasıl oluşturulduğunun da bir örneğidir.

Balat’ta Değişimin Ayak Sesleri mi?

Tüm sosyal olgularda olduğu gibi Balat’ın bu gecekondulaşmış yapısı içinde de yukarıda bahsedilen inisiyatifte sembolleşen, kendi antitezini oluşturan unsurlar barınmaktadır. Nitekim, Balat’ın geçmiş güzelliklerini, kültürel ve sosyal yönden gelişmiş düzeyini gören, aynı zamanda, gecekondulaşmış Balat’ı da yaşayan gönüllüler, Balat’ın bu halini değiştirmek için kolları sıvamıştır. Geçmiş Balat’ın özlemini duyan bu kişiler, Balat’ı tarihi boyutlarıyla yeniden oluşturmayı hedeflemektedir. Bunun için dernekler kurup sivil inisiyatifi harekete geçirerek bir Balat ruhu oluşturmak hedeflenirken aynı zamanda resmi yetkilileri de harekete geçirecek girişimlerde bulunmaktadırlar. Bunun yanında, 1990’dan sonra birlikte farklı kurumlar tarafından bu doğrultuda girişimleri destekler projeler hayata geçirilmeye başlanılmıştır. Bu çerçevede başlatılan projeler, Balat’ı sosyo-ekonomik olarak iyileştirmeyi içermektedir. Bu girişimleri resmi düzeyde biraraya getiren proje ise Fener-Balat Rehabilitasyon Projesidir. UNESCO, AB, TOKİ ve Fatih Belediyesi’nin ortak girişimiyle başlatılan projenin finansmanını, 7 Milyon Euro ile AB ve 2 Milyon ile TOKİ karşılamaktadır. AB’nin kredisi hibe iken TOKİ geri ödemeli olarak katkıda bulunmuştur.

Proje ile; Fener ve Balat’ta, restorasyon ve altyapı çalışmalarının yanı sıra, halka yönelik eğitim, sağlık ve kültür hizmetlerinin geliştirilmesi ve halkın yaşam koşullarının iyileştirilmesi hedeflenmektedir. Proje kapsamında, gençlere ve yetişkinlere yönelik kadın dayanışma evi, anne çocuk eğitimi ve sağlık merkezi, okul sonrası eğitim merkezleri, zanaatkar evi, sağlık ocakları, düşkünler evi, uyuşturucu rehabilitasyon merkezi ve tekstil enstitüsü gibi eğitim ve sosyal amaçlı merkezler kurularak, bölgenin sosyal, kültürel ve ekonomik hayatına canlılık kazandırmak hedeflenmektedir. Bu çalışmalarda halkın katkılarının da alınması amaçlanmaktadır (www.deltur.cec.eu.int/güncel/ghaber4-11.html). Bu anlamda sivil girişim ruhu oluşturarak semtte kültürel ve sosyal bilinçlenmenin sağlanması olası görülmektedir. Proje Balat’la ilgili çok temelli bir dönüşümü hedef alarak hazırlanmıştır. Sosyal, ekonomik, kültürel ve çevresel  ortamın iyileştirilmesi, tarihi Balat gibi bir yapının oluşturulması amaçlanmıştır. Bu bakımdan gecekondulaşmış Balat’tan yapısal bir kopuş hedeflenmektedir. Sosyal yaşam biçimini değiştirmek, kişilerin eğitim ve kültürel düzeylerini yükseltmek, ekonomik gelişmişliği yakalamak, çeşitli rehabilitasyon çalışmalarıyla semt sakinlerinin herşeyiyle yaşam standartlarının değiştirilmek ana hedeflerdendir. Böylece, tarihi Balat’ın dokusuna uygun bir çevre oluşturmak temel hedeftir. Bu projenin başlatıcısı olan Fatih Belediyesi projeyi şu dört eksen üzerinde uygulamaya geçirmeyi planlamaktadır:

Konutların toplumsal olgular göz önünde tutularak geliştirilmeleri: sağlık yönünden sakıncalı veya yetersiz konutların restorasyonu ve iyileştirilmesi konusunda yardım ve finansman sağlanması,

Örnek restorasyon ve rehabilitasyon uygulamalarından hareket ederek, inşaat ve imar alanlarında çalışan kişilerin uzmanlaşmalarına, gerekli işgücünün yaratılmasına katkıda bulunmak,

Yakın çevredeki sosyal donatıların ve toplumsal hizmetlerin (eğitim, sağlık, toplumsal-eğitsel merkezler, okul sonrası eğitim, halka açık alanların düzenlenmesi) iyileştirilmesi,

Semtin köklü bir biçimde düzeltilmesi ve yeniden eski canlılığına kavuşturulması  (örneğin Balat çarşısında zanaat faaliyetlerinin teşvik edilmesi).

Görüldüğü gibi bu proje çok boyutlu Balat’ın bütüncül yapısını, insan, çevre, toplum ve altyapı çerçevesiyle dönüştürecek potansiyele sahip gözükmektedir. Peki bu proje ve düşünülen diğer projeler ve hatta Balat için kurulan derneklerin çalışmaları Balat’ın gecekondulaşmış yapısında sosyal, ekonomik, kültürel, çevresel bazda nasıl bir dönüşüm meydana getirecektir veya  bir değişim söz konusu olacak mıdır?

Bu proje, yukarıda görüldüğü gibi, Balat için tüm yönlerinin düşünülerek hazırlanmıştır. Ancak, sosyal dönüşümler dışarıdan etkilerle olması zor süreçlerdir ve uzun yılları alırlar. Bu bakımdan eğer proje uygulanır ve tüm boyutlarıyla tamamlanırsa, Balat’taki mevcut yapıyı değiştirebilecek potansiyeli vardır. Çünkü projede öngörülen, eğitim seviyelerinin yükseltilmesi için gerekli olanakların sağlanması, iş olanakları oluşturarak ekonomik geri kalmışlığı ortadan kaldırma düşüncesi, kültürel ve entelektüel aktivitelerle ve tarihi eserleri ihya ederek tarihi Balat’a benzeme yolunda önemli adımların atılması, altyapı hizmetleri yapılarak ve çevresel koşullar iyileştirilerek kültürel gelişmeye bağlı olarak fiziki koşulların geliştirilmesi gibi noktalar gerçekleşirse Balat’ta toplumsal anlamda bir değişimin önü açılabilir. Burada en önemli nokta, şu an Balat’ta yaşayanların bu amaçları ne kadar içselleştirebileceğidir. Çünkü, Balat’ta eğitim düzeyi düşük olan, kültürel ve entelektüel işlerden ziyade geçim derdinde olan insanların ağırlıkta olduğu düşünülürse, bu daha da bir önem kazanmaktadır. Bu noktada ön plana çıkacak unsur, eski Balat özlemi için çalışan sivil toplumun faaliyetleri ve bunların bir Balatlılık bilincini oluşturulup oluşturulamayacağıdır. Çünkü bu derneklerin kurucuları, Balat’ın elit kesimini oluşturmakta, gecekondulaşmış bir Balat bunların hem istemediği hem de çıkarlarına uymayan bir durumdur ancak; eski, harap evlerde kalanların böyle bir problemi olduğunu söylemek çok zordur. Dolayısıyla, dernek üyelerinin yoğun bir çalışma içerisinde, diğer semt sakinlerini ikna etmesi projenin amacına ulaşması için zorunlu gözükmektedir. Eğer bu gerçekleşmez ise Balat gecekondulaşmış hali ve içinde bulundurduğu antitezi olarak sivil toplum girişimleri devam edecektir. Buna karşın proje devam ettiği sürece her uygulanacak çalışma ve düzenlemenin Balat’ın sosyal, kültürel ve ekonomik hayatına etkide bulunacağı aşikardır.

Sonuç

Balat, Osmanlı döneminde, Osmanlı toplumsal sistemine bağlı olarak, çok dinli, dilli ve kültürlü yapısıyla en hareketli yerlerden birisi olmuştur. Yahudiler, Rumlar, Ermeniler ve Türkler iç içe beraber yaşamışlar, karşılıklı olarak birbirinden etkilenmişlerdir. Karşılıklı olarak her biri diğerinin kültürünü, geleneğini tanımış, herhangi bir uzlaşmazlık çıkmamıştır. Bu toplumsal yapı, milliyetçilikler yüzyılı ile birlikte, Anadolu’da bir ulus devlet kurulması ile değişim sürecine girmiştir. Türk ulusunun ağırlıkta olduğu genç Cumhuriyetin Türkleştirme faaliyetleri Balat’ın toplumsal yapısını değiştirmiştir. Bu durum, azınlıkların çeşitli zamanlarda, semti terk etmesine neden olmuştur. 1950'lerden sonra azınlıkların kaçış süreçleri hızlanmış bir sembol olan Balat tarihe karışmıştır.

Balat’ın terk edilmesi ile, Türkiye’de kentleşme çerçevesinde, köyden kente göç olgusu aynı tarihlere rastlamıştır. Balat’ta ıssız, sahipsiz ve boş evler köyden gelen evsiz kişiler için bulunmaz bir fırsat olmuştur. Bu süreç, yeni yapılmış gecekondulardan oluşmuş bir semt değil ama gecekondulaşan bir semtin habercisi olmuştur. İki ve üç katlı, cumbalı tarihi evlere yerleşen yeni semt sakinleri, toplumsal ilişkilerini hemşehricilik üzerine yerleştirmiş, boş duran evlere ya az bir ücretle kira karşılığı ya da gece işgalleri ile kendi hemşehrilerini yerleştirmişlerdir. Böylece, beliren yeni Balat’ın çehresi maddi durumu yetersiz sahipleri yüzünden harap bir görünüme bürünmüş, çoğu ahşap ve yığma tuğladan olan binalar bakımsızlıktan, gecekondu evlerine dönüşmüştür.  Mazisinden ani bir şekilde koparak beliren yeni toplumsal yapıda dini cemaatlerin yerini hemşehri grupları almıştır. Gecekondudaki ilişki ağlarına fazlası ile sahip olan şu anki Balat, ekonomik, sosyal, kültürel ve çevresel bazda çok düşük bir yaşam standardı sunmaktadır. Hemşeri grupları, derneklerde örgütlenmiş, ve spor klüpleri etrafında kümelenmişlerdir. Bu toplumsal yapının içinde eski Balat’ın yaşam koşullarını ve çok kültürlü yapısını görmüş, şu anki Balat’ın mevcut durumunu kabullenemeyen ve değişim isteyen kişiler de çıkmıştır. Bunlar sivil inisiyatifler şeklinde belirmiştir. Temel hedefleri  Balat’ta yaşayanların ekonomik düzeylerini yükseltmek, sağlık, altyapı şartlarını düzenleyerek yaşanabilir bir Balat oluşturmak, eğitim ve kültür olanakları sağlayarak daha yüksek seviyeli bireyler yetiştirmek, tarihi dokuya sahip çıkarak bir truzim semti olmak ve böylece semtin kalkınmasını sağlamak yani herşeyiyle Balat’ı ihya etmektir. Bunun ilham alındığı yer ise tarihi Balat’tır.

Bu çerçevede semt sakinlerinin girişimi sonucu Fatih belediyesi öncülüğünde AB’nin parasal desteği ile Fener-Balat Rehabilitasyon Projesi uygulanmaya konmuştur. Bu proje, çevresel ve tarihi dokuyu iyileştirerek tarihi Balat’ı yeniden canlandırmayı, yerleşik ailelerin ekonomik, sosyal, eğitim, sağlık ihtiyaçlarını da göz önüne alarak dengeli, tarihi dokusuyla uzlaşık toplumsal yapı oluşturmak istemektedir. Bu proje, resmi düzeyde çok yavaş ilerlemekle birlikte, bir kısım semt sakini tarafından da şüpheyle karşılandığından, planlanan hedeflerine ulaşması şüpheli gözükmektedir. Ayrıca, projeyi destekleyen dernek yetkilileri ile belediye arasında problemler yaşanmaktadır. Bu projenin hedefleri sosyal yapıda bir dönüşüm öngörmektedir, ancak mevcut kişilerin ne eğitim düzeyi ne ekonomik durumu ne de yaşam tarzları bu noktada avantaj sağlayacak konumdadır. Dolayısıyla, projenin semtin tüm sakinlerince tam benimsendiğini söylemek zorlaşmakta, bu da Balat’ın gecekondu yapısının değişmesine engel olmaktadır. Ancak sonuç olarak, öngördüğü, çok yönlü iyileştirmeler, uzun vadede, Balat’ta toplumsal bir değişimin kapılarını açabilecek niteliğe sahip gözükmektedir. Bu değişimin muhtevası ise, bu değişimin arkasında bulunan sivil toplumun direncine göre şekillenecektir.


Ana Sayfa  |  S.S.S  |  Site Haritası  |  Kullanım Şartları  |  İletişim
Copyright © Edam, 2006. Tüm Hakları Saklıdır. Portal Yazılımı A.Fatih UYLAŞ